Read in English

raveneyes

“Dansa davet-
Bu bir dans. Ve bazen bu balo salonunda ışıklar söner.
Ama biz yine de dans edeceğiz, sen ve ben.
Karanlıkta bile. Bilhassa Karanlık’ta.
Bana bu dansı lütfeder misiniz?” ―Stephen King

 

 

 

Aşağıdaki yazı “Metal Dans – Dışavurumcu Hareket” adlı yazının son bölümüdür.

Aynı yazıyı yayınlandığı İskelet Heavy Metal Fanzine’de okuyabilirsiniz.

 

 

Part IV

Görünüşte birbirinden tamamen ayrı iki üslubu birbirlerinin yerleşik özelliklerini gölgede bırakmadan nasıl bir ayara getirirsiniz?

img_2986

Disiplinler arası yaratıcı hareket çalışması

Ben birincil branşı oryantal olan bir dansçıyım. Artyetişimde çağdaş dans ve klasik bale olmasına rağmen; teknik bilgi, iki türden oluşturulmuş yeni bir estetik yaratmak için yeterli değil.

Dans öğrencisi olduğum dönemlerden beri Heavy Metal ile pratik yaparım. Dans eğitmeni olaraksa ileri seviye öğrencilerimi alışılagelmemiş bir müziğe adapte olmayı deneyim etmeleri için metal müzikle çalıştırdığım olur. Fakat, Heavy Metal’e Oryantal Dans disipliniyle dans etmekte gördüğüm bir problem var:

Oryantal Dans, Orta Doğu’da bir gelenek, Orta Doğu müziğine benzemeyen bir müzik türüne gelişi güzel adapte edilmiş oryantal dans figürleri, Istanbul izleyicisine doğallıktan uzak, zorlama bir dikkat çekme hilesi gibi gözükebilir. Daha önemlisi kültürel bir dansı köklerinden uzaklaştırır.

Yaratıcılıkta da başka her yerde olduğu gibi, ifade özgürlüğünün destekleyicisiyim. Fakat aynı zamanda Oryantal Metal’in öğrencilere güvenilir bir sistemle iletilebilecek olan, içi boşaltılmamış bir dans disiplini haline gelmesini istiyorum, çünkü böyle bir dans türünü Türkiye’nin Doğu’yla Batı’nın buluşmasından oluşan kimliğine çok uygun buluyorum. Bu nedenlerden ötürü, dansı yapılandırırken “oryantal dans”ın kendisel özelliklerini kaybetmeden yapılandırmak için özen gösteriyorum.

Öte yandan, sahnelemek için yeterli olanaklar yokken, stüdyo ortamında, Heavy Metal’i sanat türü olarak görebilen kesimin büyük bir kısmının aynı zamanda Oryantal Dansı’a gülüp geçen kesimle aynı kesim olduğu bir coğrafyada bunu ne kadar gerçekleştirebiliriz?

Bunları düşünmekteyken çok sevdiğim Moonspell’in gayet dengeli bir şekilde aranje edilmiş Oryantal Metal parçası “Breathe – Until We’re No More” a (Nefes al – Yok Olana Dek) dans etme fırsatını yakaladım.

Moonspell, buluğ çağımdan beri heyecanla dinlediğim derin ve şairane bir Gothic Metal grubu. Tarzlarını, estetik algılarıma parlayan karanlık diye bir tezatla tabir etmişimdir.

İlham için Gothic Metal sembolizmlerinden başladım.

Kuzgun ve Kurt Moonspell şarkı sözlerinde sıkça geçen semboller; her iki hayvan gothic literatürün arketipleri. Amacım Oryantal Dans ve Metal’i birleştirmek olduğuna göre, iki birbirinden farklı öğeyi bir araya getirmek konusunda brainstorming yapmak istedim. Kuzgun ve Kurt… Hareket ve Müzik… Oryantal dansçı ve Metal müzik grubu… Başında kuzgun dövmesi olan bir dansçı ve kendini kurt sürüsü olarak tabir eden bir müzik grubu.
Bu fikirlerle ileri geri oynarken;

  • Yarı kurt yarı kuzgun, jinandromorf, doğaüstü bir yatarık hayal ettim.
  • İbranice “Lucifer, şafağın oğlu” anlamına gelen “heilel, ben shakhar” kelimelerinden etkilenerek, daha önce yarattığım bir karakter olan Alpha‘yı da katarak, hilal – alfa – seher üçlemesinden, Breathe koreografisinin hayali esin perisini Hilalphasahar olarak isimlendirdim.

Hilaphasahar hakkında hikayeler yazmaya başladım. Nerden geldi? Kim o?

Hayalimde candandırmaya çalıştım. Resimlerini çizdim. Çizdiğimi hareket dönüştürdüm onu kendi bedenimde hissedebilmek için. Hilaphasahar gibi yürüdüm, Hilalphasahar gibi düştüm ve kalktım. Gerçekten yarısı kuzgun yarısı kurt olan bir yaratık nasıl hareket eder?

Kurt ve kuzgun özelliklerine yarı yarıya sahip olmanın avantajları ve dezavantajları neler?

Yaratıcı kaynağım olan Hilalphasahar, bazen, müziğiyle bir araya gelen dansçının ifadesi oldu; bazen, maskulen metal müzik ile feminen oryantal dansın harmanlanmasının simyasal sürecini güdüledi.

Hilalphasahar zaman içerisinde kuzgun ve kurt yanları entegre olabilmiş bir yaratık haline geldi, ki parçanın akıcı arabesk outrosu benim için bu entegresyonu temsil ediyor.

the Raven and the Wolf

Kuzgun ve Kurt, Oryantal ve Metal, Feminen ve Maskulen. Bu öğeleri yok olana kadar içe soludum ki, yeni bir form olarak dışa verdim.

Özetle, bu dans iki-kutupluluğa olan bir yolculuk. İki kutbun, iki kültürün, çekişmesiz varolabilme ihtimalini gerçekleştiriyor. Bir araya hiç gelmezmiş sandığımız farklılıkların sunduğu gizli zenginliği temsil ediyor. Benim için benim bir ayağı Oryantal Dans’ta bir ayağı Heavy Metal’de; bir ayağı Orta Doğu’da bir ayağı Avrupa’da olan kendi karakterimi temsil ediyor. Her biri bir diğerini, farklılıklarını ve birlikteliklerini güçlendiriyor, gerçekleştiriyor, onurlandırıyor, kutluyor.

 

“Varoluş harekettir. Eylem harekettir. Varoluş doğal dengenin kuvvet ritimleri tarafından tanımlanır. (…) Doğanın ritimlerini görebilmeyi ve doğal ritmi düzenlenmiş sanat ve kültür haline getirebilmeyi sağlayan insanın dans sevgisidir.” – Rudolf Laban

 

the Raven and the Wolves from the Fog

the Raven and the Wolves from the Fog